Edebiyat ve Bilim
Author
Aldous Huxley
He is an English writer and thinker who explored freedom, humanism, and postmodern literature in depth, producing works in various genres from poetry to novels.
Read moreOriginal Name : Literature and Science
ISBN : 978-605-4822-18-8
Dimension : 13x19,5 cm
Page Count : 112
Translator : Rafet Özen
Preparer : M. Serdar Kayaoğlu
List Price : 150 TL
In Stock
Reading Passage
(s. 8-9)
Bilim insanı, kendisinin ve başka insanların kamuya açık deneyimlerinin sonuçlarını gözlemler; gözlemlerini kültürel grupların ortak aidiyetleri nezdinde anlaşılır olacak sözel ya da matematiksel bir dil çerçevesinde kavramlaştırır; bu kavramları, mantıksal olarak tutarlı bir sistem içinde bağlılaşık hâle getirir; sonra bu kavramların doğal dünyadaki “işlemsel tanımlarını” gözlem ve deney aracılığıyla araştırarak, “orada olup biten alışılmadık” olayların ortaya koyduğu mantıksal sonuçların belirli özgül yönlere karşılık gelip gelmediğini kanıtlamaya çalışır.
Edebiyatçı ise kendi üslûbuyla, kendisinin ve diğer insanların doğa, kültür ve dil dünyalarında olup biten olayları içeren kamusal deneyimlerinin gözlemcisi, düzenleyicisi ve anlatıcısıdır. Bu türden deneyimler, belli bir açıdan bakıldığında, birçok bilimsel disiplinin hammaddesini oluşturmaktadır. Bunlar aynı zamanda pek çok şiirin, dramanın, romanın ve denemenin de hammaddesidir. Bilim insanı, kendisinin ve diğer insanların mahrem sayılan deneyimleriyle ortaya çıkmış olan dünyaları yok saymaya gayret eder, edebiyatçı ise kendini uzun süre sadece kamusal olanın içine hapsetmez. Bununla birlikte, dışsal gerçeklik, kişisel deneyimin iç dünyasıyla sürekli ilişki hâlindedir, ve bu nedenle ortaya çıkmış olan paylaşımcı işleyiş süreci, paylaşılamaz bir duyguya dönüşmüş ve kültürel geleneklerin kabuğu o medenileşememiş bireysellik tarafından sonsuza dek parçalanıvermiştir. Ayrıca, edebiyat sanatçısının inceleyeceği konunun ana fikrini ele alış biçimi, aynı konunun bilim insanı tarafından ele alınış biçiminden oldukça farklıdır. Bilim insanı, bir dizi özgül vakayı inceler, bütün benzerlikleri ve eşbiçimlilikleri/tekdüzelikleri kaydeder ve bunlardan soyutlama yoluyla bir genelleme çıkarır, bu genellemeden hareketle (incelediği olguları kontrol ettikten sonra) birbiriyle kıyaslanabilir olan diğer vakalar anlaşılabilir ve ele alınabilir hâle gelir. Temel sorunu, benzersiz bir olayın somutlaşması değil, verili olarak sınıflandırılmış bütün olayların “bir anlam ifade ettiği” soyutlanmış genellemelerdir. Edebiyat sanatçısının deneyime - daha kamusal türden deneyime bile - yaklaşımı oldukça farklıdır. Tekrarlanabilir deney(im)ler ve kullanılabilir genellemelerin deneyimlerden soyutlanması onun meseleleri değildir. Onun yöntemi, tek/özel bir vakaya yoğunlaşmak, onu titizlikle incelemek, ve sonunda onu açıkça seçilebilir hâle getirmektir. Özel ya da kamusal olan her bir somut özel, o malûm evrenselliğe açılan bir penceredir. Kral Lear, Hamlet, Macbeth - istisnaî koşullarda son derece bireyselleşmiş insanoğlunu ele alan dehşet verici üç öyküdür. Fakat Shakespeare, kişisel ve kamusal deneyim dünyalarında eşzamanlı cereyan eden benzersiz ve gerçekleşmesi imkânsız gibi görünen bu olayları, teat- ral olandan kozmik olana, politik olandan duygusal ve fizyolojik olana, insanî anlamda alışıldık olunandan ilâhî olarak bilinemez olana kadar her düzeydeki eğitici/aydınlatıcı hakikati mucizevî bir şekilde görmüş ve yazıları aracılığıyla bizim de görmemizi mümkün kılmıştır.





