Antik Site

Antik Site

A Study on Worship, Law, and Institutions in Greece and Rome

Author

Numa Denis Fustel de Coulanges

Numa Denis Fustel de Coulanges

Numa Denis Fustel de Coulanges was a French historian who pioneered the concept of historical objectivity.

Read more

Original Name : Cite Antique; Etude Sur Le Culte, Le Droit, Les Institutions de La Grece Et de Rome

ISBN : 978-975-6790-85-4

Dimension : 13x19,5 cm

Page Count : 384

Translator : İsmail Kılınç

Preparer : Bâki Alemdar, M. Serdar Kayaoğlu

List Price : 550 TL

In Stock

Index

  • Giriş - Kurumlan anlayabilmek için eskilerin en eskiinançlarını incelemenin zorunluluğu
  • I KİTAP
  • ESKİ İNANÇLAR.
  • 1. BÖLÜM. Ruh ve ölümle ilgili inançlar
  • 2. BÖLÜM. Ölülere tapınma
  • 3. BÖLÜM. Kutsal ateş
  • 4. BÖLÜM. Ev(în)/aile(nîn) dini
  • II KİTAP
  • AİLE.
  • 1. BÖLÜM. Din, eski ailenin kurucu ilkesidir
  • 2. BÖLÜM. Evlilik
  • 3. BÖLÜM. Ailenin sürekliliği; yasaklanan bekârlık;kısırlık durumunda boşanma. Erkek ve kız evlâtlar arasındaki eşitsizlik
  • 4. BÖLÜM. Evlât edinme ve serbest kalma hakkında
  • 5. BÖLÜM. Akrabalık. Romalıların agnatus dediği
  • 6. BÖLÜM. Mülkiyet hakkı
  • 7. BÖLÜM. Verâset hakkı
  • 1. Eskilerde verâset hakkının niteliği ve ilkesi
  • 2. Mirasçı kız evlât değil, erkek evlâttır
  • 3. Yan soy verâseti
  • 4. Serbest kalmanın ve evlâtlık alınmanın sonuçları
  • 5. Vasiyetin türemediği eski zamanlar
  • 6. Ağabeylik hakkı
  • 8. BÖLÜM. Ailede otorite
  • 1. Antik zamanlarda paternal (baba) kudretin temeli ve doğası
  • 2. Paternal (Baba) kudreti yaratmış olan hakların listesi
  • 9. BÖLÜM. Antik dönem ailesinin ahlâkı
  • 10. BÖLÜM. Roma ve Yunanistan’da gensler
  • 1. Eski yazarların bize tanıttığı genshakkında
  • 2. Roma’nın gens’ini açıklamak için ilerisürülen birkaç düşüncenin incelenmesi
  • 3. Gens, içerdiği ilkel örgütlenmeyi vebirliği muhafaza eden ailedir
  • 4. Aile (gens), eski çağların bilinebilendönemlerinde toplumun tek biçimiydi
  • III. KİTAP SİTE.
  • 1. BÖLÜM. Boy/ortak atalı klan ve klan birimleri; tribü
  • 2. BÖLÜM. Yeni dinsel inançlar
  • 1. Fizikî Doğanın Tanrıları
  • 2. Fiziksel doğa dininin beşeriyetingelişimiyle ilişkisi
  • 3. BÖLÜM. Site biçimleniyor
  • 4. BÖLÜM. Şehir
  • 5. BÖLÜM. Kurucuya tapınma, Aeneas efsanesi
  • 6. BÖLÜM. Sitenin tanrıları
  • 7. BÖLÜM. Sitenin dini
  • 1. Halk Yemekleri
  • 2. Bayramlar ve Takvim
  • 3. Nüfus Sayımı
  • 4. Halk meclislerinde, Senatoda, mahkemede;hükümranlığını ilân etmiş olan din
  • 8. BÖLÜM. Dinsel törenler/âyinler vevakayinâmeler/yıllıklar
  • 9. BÖLÜM. Site yönetimi. Malûm kral
  • 1. Kralın dinsel otoritesi
  • 2. Kralın siyasî otoritesi
  • 10. BÖLÜM. Yüksek görevliler
  • 11. BÖLÜM. Hukuk
  • 12. BÖLÜM. Yurttaş ve yabancı
  • 13. BÖLÜM. Yurtseverlik. Sürgün
  • 14. BÖLÜM. Yerel sistem kavrayışının özü
  • 15. BÖLÜM. Siteler arası ilişkiler; savaş, barış; tanrıların ittifakı
  • 16. BÖLÜM. Romalı; Atinalı
  • 17. BÖLÜM. Devlet’in mutlak kudreti; eskiler arasında
  • bireysel özgürlük fikri türememişti
  • IV. KİTAP
  • DEVRİMLER .
  • 1. BÖLÜM. Patrisyenler ve yanaşmalar
  • 2. BÖLÜM. Plebler
  • 3. BÖLÜM. İlk devrim - Devrim hayata dahil oluyor
  • 1. Siyasî otorite kralların elinden alınır
  • 2. Sparta’da Devrimin tarihi
  • 3. Atina’da aynı Devrim
  • 4. Roma’da da aynı Devrim
  • 4. BÖLÜM. Aristokrasi siteleri yönetiyor
  • 5. BÖLÜM. İkinci devrim: Aile yapısında değişimler;ağabeylik hakkı sönüplenip gider;Gens parçalanır
  • 6. BÖLÜM. Yanaşmaların özgürleşmesi
  • 1. Yanaşmaların eski zamanlardaki işlevineydi ve nasıl bir dönüşüme uğradılar?
  • 2. Atina’da Yanaşmalık kurumu kayboluyor;Solon’un eseri
  • 3. Roma’da yanaşmaların dönüşümü
  • 7. BÖLÜM. Üçüncü devrim: Plebsite’ye giriyor
  • 1. Bu devrimin genel tarihi
  • 2. Bu devrimin Atina’daki tarihi
  • 3. Bu devrimin Roma’daki tarihi
  • 8. BÖLÜM. Özel hukuktaki değişiklikler; On İki LevhaYasası; Solon Yasası
  • 9. BÖLÜM. Yeni yönetim ilkesi; kamusal yarar ve oy hakkı
  • 10. BÖLÜM. Zenginliğe dayalı aristokrasi yerleşmeye çalışıyor;demokrasinin yerleşmesi; dördüncü devrim
  • 11. BÖLÜM. Demokratik yönetimin kuralları;Atina demokrasisi örneği
  • 12. BÖLÜM. Zenginler ve yoksullar; demokrasi can veriyor;halkın sevdiği tiranlar
  • 13. BÖLÜM. Sparta’da devrimler
  • V. KİTAP
  • YEREL SİSTEM KAYBOLUYOR .
  • 1. BÖLÜM. Yeni inançlar; felsefe, siyasetin ilkelerinive kurallarını değiştiriyor
  • 2. BÖLÜM. Roma fethediyor
  • 1. Roma’nın kökenleri ve halkının yapısı hakkındabirkaç söz
  • 2. Roma’nın Yayılmaya Başlaması(MÖ 753-350)
  • 3. Roma İmparatorluk gücünü nasıl edindi?(MÖ 350-140)
  • 4. Roma, yerel sistemi her yerde yok etti
  • 5. Boyun eğdirilmiş halklar birbiriardına Roma sitesine dâhil oluyor
  • 3. BÖLÜM. Hıristiyanlık, yönetmenin şartlarınıdeğiştiriyor
  • Adlar ve Kavramlar Sözlüğü

Reading Passage

(s. 9-12)

Bu kitapta Yunan ve Roma toplumlannın hangi ilkelere ve hangi kurallara dayanarak yönetildiklerini göstermeye çalışacağız. Romalıları ve Yunanlıları aynı incelemede bir araya getiriyoruz, çünkü bir kavmin iki kolu olan ve aynı dilden türeyen iki lehçeyi konuşan bu iki halk, aynı kurumlara, aynı yönetim ilkelerine dayandılar ve bir dizi benzer devrimlerden geçtiler.

Özellikle, bu eski halkların modern toplumlarımızdan tümüyle farklı olduğunu gösteren belli başlı temel ayrımlara işaret etmeye çalışacağız. Bizi, daha çocukluğumuzdan başlayarak âdeta Yunanlılar ve Romalıların arasında yaşatan eğitim sistemimiz, onları hemen her konuda kendimizle kıyaslamaya, onların tarihini kendi tarihimize göre değerlendirmeye ve bizim devrimlerimizi onların devrimleriyle açıklamaya alıştırmıştır. Onlardan edindiklerimiz ve geride miras olarak bıraktıkları unsurlar, bize benzedikleri inancını yerleştiriyor; dolayısıyla onları yabancı halklar gibi görmek bize zor geliyor; onlarda neredeyse kendimizi görüyoruz. İşte çoğu hata da buradan kaynaklanıyor. Bu eski halkları, kendi zamanımıza has kanaat ve olgular aracılığıyla değerlendirdiğimizde, kendimizi kandırmaktan başka bir şey yapmamış oluyoruz.

Alışkanlık hâline gelmiş olan bu değerlendirmenin yol açtığı hataların sonuçları tehlikesiz değildir. Yunan ve Roma hakkında edinilmiş olan düşünceler, çoğu zaman kuşaklar boyu devam eden bir karmaşaya yol açmıştır. Eski sitenin kurumlarının yanlış gözlemlenmesi yani zamanımızın olgularına göre değerlendirilmesi, bu kuramların içinde yaşıyor olduğumuz toplumlar aracılığıyla canlandırılması düşüncesine bile neden olmuştur. Eskilerin özgür olduğu yanılsaması nedeniyle boş hayallere kapıldık ve modern toplumla- rın özgürlüğü sadece bu nedenle tehlikeye sürüklendi. Son seksen yılımızın* da açıkça gösterdiği gibi çağdaş toplumun işleyişinin önündeki zorluklardan biri, Yunan ve Roma antikitelerinden fikrî dayanak bulma alışkanlığıdır.

Bu eski halkları hakikaten kavrayabilmek için onları kendi varlığımız dışında, bize tamamen yabancıymışlar gibi, eski Hindistan’ı ya da Arabistan’ı incelermiş gibi nesnellikle, duygulardan arınmış bir zihinle incelemek akıllıca olacaktır.

Böyle incelediğimizde, Yunanistan ve Roma’nın bizim zamanımızla kesinlikle kıyaslanamaz niteliklerini görebiliriz. Modern zamanlardaki herhangi bir unsurun onlara benzemesi mümkün değildir. Gelecekteki herhangi bir unsur da onlara benzemeyecektir. Bu toplumların tâbi olduğu, yönetildiği kuralları göstermeye çalışacağız ve aynı kuralların zamanımızın insanlığını neden yöneteme- yeceğini göreceğiz.

Peki, bunun anlamı nedir? Hâlihazırdaki beşerî varlığı yönetmenin koşulları, neden geçmişteki yönetimlerden tamamen farklıdır? Toplumların yapısında zaman zaman ortaya çıkan büyük değişiklikler ne sadece rastlantının ne de sadece zorun etkisiyle gerçekleşmiştir. Değişimleri üreten son derece güçlü neden, insan varlığının etkinliğine içkindir. Eğer şimdiki insan ilişkilerinin yasaları, antik- çağın yasalarından farklıysa, bunun nedeni insan ilişkilerinde bir şeylerin değişmiş olmasıdır. Gerçekten de insan varlığının çağdan çağa değişime uğrayan bir bileşeni vardır; o kavrayışımızdır [in- telligence]. Daima hareket hâlindedir ve neredeyse her zaman gelişim hâlindedir ve işte kuramlarımız ve yasalarımız da bu nedenle değişime tâbidir. İnsan varlığının düşünüş tarzı, elbette yirmi beş yüzyıl öncekinden farklıdır ve bu nedenle, daha önce yönetildiği gibi yönetilemez.

Yunan ve Roma’nın tarihi, insan kavrayışındaki fikirler ile bir halkın toplumsal durumu arasında her zaman var olan o derinlemesine ilişkinin tanığı ve örneğidir. Eskilerin inançlarını bir yana koyarak sadece kuramlarına bakalım; anlaşılmaz, garip ve açıklanamaz olduklarını fark ederiz. Soylular ve halk [patrisyenler ve plebler], efendiler [patron] ve yanaşmalar/kullar [clientis], doğuştan soylular [eupatrides] ve paralı asker-ücretli işçiler [thete] nasıl türemişti? Bu sınıflar arasında, doğuştan kazanılmış o ortadan kaldırılamaz farklılığın kaynağı nedir? Doğaya aykırı olarak gördüğümüz Lakedamon [Sparta] kuramlarının dayanağı nedir? Eski özel hukukun akıl almaz adaletsizliklere yol açan tuhaflıklarını nasıl açıklayabiliriz? Korint’te ve Thebeai’de toprak satışı yasaktır, Atina ve Roma’da kız ve erkek kardeşler arasındaki miras eşitsizliğinin dayanağı neydi? Hukukçuların agnation [erkek tarafından akrabalık, -ed.] ve gensden [aile/soy, klan] bahsederken kastettikleri neydi? Hukukî ve siyasî alandaki devrimlerin sebebi neydi? Bazen bütün doğal duyguları silip süpüren o eşsiz yurt sevgisinin sebebi neydi? Durmadan sözü edilen özgürlük ne anlama geliyordu? Bugün bildiğimiz her şeyden son derece farklı olan kurumlar nasıl oldu da yerleşik hale gelebildi ve çok uzun çağlar boyunca hüküm sürebildi? Eski çağların kurumlarını, insan kavrayışını aşan sınırsız bir otoriteyle donatmış olan o en yüksek ilke nasıl türemiş ve yerleşmişti?

Ama bu kurumların ve bu yasaların yanına o zamanların dinsel inançları yerleştirin; olgular bir ânda açığa çıkacak ve her şey kendiliğinden açıklanıverecektir. Şâyet herhangi bir soyun [race] eski çağlarını, yani kurumların oluşmaya başladığı zamanı içeren hayat, ölüm, ikinci varoluş ve ilâhî ilkeye ilişkin inançlarını incelersek, bu inançlarla eski özel hukuk kuralları arasındaki, bu inançlardan türeyen törenlerle, siyasal kurumlar arasındaki yakın ilişkiyi görürüz.

İnançlar ve yasaların incelenmesi sonucunda, o ilkel dinin Yunan ve Roma ailesini oluşturduğunu, evlilik ve babalık otoritesini yerleştirdiğini, akrabalık düzenini belirlediğini, mülkiyet ve miras hakkını kutsallaştırdığını da görmüş oluruz. Aynı din, aileyi büyütüp genişletmiş, ardından daha büyük bir birlik olan siteyi türetmiş ve ailede olduğu gibi siteye de hükmetmiştir. Eskilerin bütün ku- rumları ve özel hukuku, dinsel inançların ürünüydü. Sitenin ilkeleri, yasaları, usûlleri ve yönetim tarzı da dinsel inançların ürünüydü. Ancak bu eski inançlar, uzun vâdede değişti ya da silinip gitti; özel hukuk ve siyasal kurumlar da inançlarla eşzamanlı olarak değişmiş/silinmişlerdir. Elbette bir dizi devrim gerçekleşmiş ve toplumsal dönüşümleri düzenli olarak beşerî kavrayışın [l’intelligence] dönüşümleri takip etmiştir.

Öyleyse öncelikle bu halkların inançlarını incelemeliyiz. En eski inançlar, bilmemiz gerekenler arasında ilk sırada yer almaktadır. Çünkü, Yunanistan ve Roma’nın en parlak dönemlerinde karşılaştığımız kurumlar ve inançlar, daha eski dönemlerdeki inançların ve kurumların gelişmiş hâlidir; inançların ve kurumların köklerini çok daha eskilerde aramak gerekir. Yunan ve İtalya halkları, Romulus ve Homeros’tan çok daha eskidir. İnançlar, çok daha eski çağlarda, ta- rihlenemez antik çağlarda türemiş ve inançları, kurumların oluşma ya da yerleşme süreçleri takip etmiştir.

Peki bu uzak geçmişi inceleyebilme umudu var mı? Zamanımızdan on ya da on beş yüzyıl önce, insanların ne düşündüklerini bize kim söyleyecektir? Gayri maddî ve elbette daima geçici olan inançları ve fikirleri öğrenebilir miyiz? Doğu Arilerinin otuz beş yüzyıl önce ne düşündüklerini bilebiliyoruz; hiç kuşkusuz çok eski Veda ilâhilerinden ve son derece uzak bir geçmişe ait olan Manu Yasaları metinleri aracılığıyla biliyoruz. Peki ama eski Helenlerin ilâhileri nerede? İtalyanlar gibi onların da eski ilâhileri ve eski kutsal kitapları vardı, fakat bunların hiçbiri günümüze ulaşamamıştır. Bize tek bir yazılı metni ulaşmamış olan bu nesillerin anılarını nasıl bilebiliriz?

Neyse ki geçmiş, insan için hiçbir zaman bütünüyle ölmez. Geçmişi unutabiliriz belki ama o daima bizimle kalır. Çünkü geçmiş, her bir çağda olduğu gibi, kendisinden önceki bütün çağların bir ürünü ve özetidir. Beşerî varlığın [son âme] derinlikleri incelenirse, farklı çağları, her birinin bıraktığı izleri seçebilir ve birbirinden ayırt edebiliriz.

Category Featured Books

Siyasal İktidar ve Toplumsal Sınıflar
Arî Miti
Demokratik Paradoks
Devlet, İktidar, Sosyalizm
Kendinin-Sahibi Olmak
Makyavel’in Yalnızlığı
"