Gerçeğin Etiği

Gerçeğin Etiği

Kant, Lacan

Author

Alenka Zupančič

Alenka Zupančič

Alenka Zupančič is a Slovenian thinker known for her Lacanian approach to philosophy, ethics, and psychoanalysis, and is especially recognized for her Nietzsche studies.

Read more

Original Name : Ethic of the Real Kant, Lacan

ISBN : 978-625-7766-35-7

Dimension : 13x19,5 cm

Page Count : 272

Translator : Ahmet Özcan

Preparer : M. Serdar Kayaoğlu

List Price : 340 TL

In Stock

Index

  • Önsöz : Kant Niçin Uğruna Savaşmaya Değer?
  • Slavoj Zizek
  • Giriş1. Gündelik Hayatın (Ahlâkî-)Patolojisi
  • 2. Özgürlüğün Malûm Öznesi
  • Ne özgürlüğü?
  • Ne öznesi?
  • 3. Malûm Yalan
  • Kant ve ‘yalan söyleme hakkı’
  • Bilindik koşulsuz
  • Sadecı malûm tuzak
  • Malûm Postülatlara
  • Yanılsamanın “fırtınalı okyanusu”
  • “Kişi maske de demektif ’
  • Malûm postülatlara geçiş
  • 5. İyi ve Kötü Mutlak aklın sınırları içinde fantezi
  • İntiharın malûm mantığı
  • Kötülüğün dereceleri
  • Melekler gibi, şeytanlar gibi
  • “Öznesiz özneleştirme” olarak edim
  • 6. Edebiyattaki Malûm Edim ve Kötü(lük)
  • Valmont vakası
  • Don Juan vakası
  • 7. Ahlâk Yasası ve Süperego Arasında
  • Duygulanım kuantumu
  • Yüce ve süperego mantığı
  • O yasanın malûm statüsü
  • 8. Psikanalizde Etik ve Trajedi
  • Bazı ön düşünceler
  • Oidipus ya da Gösterenin Dışlanması
  • Arzunun malûm çalmışı - ve karşılığında anne
  • Malûm şeyin bilindik ölümü
  • Baba nedir?
  • Oidipus’la ne yapacağız?
  • Malûm sözün bilindik rehinesi
  • Sygne ya da Kalıntıdan Alınan Keyif
  • Etik ve terör
  • Keyif - komşum
  • Etikteki malûm gerçek
  • Saf arzudan o dürtüye
  • 9. O hâlde

Reading Passage

(s. 7-8, 10, 15-16)

Günümüzde “Immanuel Kant”tan bahsedilen farklı etiko-poli- tik tartışmalarda - Hannah Arendt’den Jurgen Habermas’a; Luc Ferry ve John Rawls gibi neoliberallerden Ulrich Beck gibi “ikinci modernite” teorisyenlerine varıncaya kadar - “tabiî ki, ilk olarak o liberal post-Komünist “Kant’a dönüş” tarafgirliğine şahitlik ederiz. Bununla birlikte Lacan, “Sade ile Kant”ındaki [“Kant with Sade”] temel bahsinde, bir başka ve çok daha tekinsiz bir Kant’tan, fikirler tarihinde kendi etik devriminin, ezcümle Freudçu bilinçsiz olanın [unconscious] keşfine ilerleyen hareket noktasına yol açtığını öne sürdüğü bir Kant’a işaret eder: Kant, ‘haz ilkesinin ötesindeki’ boyutu tanımlayan ilk kişidir.

Lacan’ı az çok bilen birinin ilk muhtemel tepkisi, ‘Ah, evet, Kartezyen ve Kantçı transsendental cogito geleneğine karşı öznenin merkezsizleştirilmesini savunan şu adam işte’ olacaktır... Lacan’ın tezi, Freudçu bilinçsiz olanın ‘merkezsizleştirilmiş’ öznesinin, Kantçı transsendental öznede biraz daha radikalleşmiş olan Kartezyen cogito’nun ta kendisi olduğudur - bu nasıl olabilir? Peki, bu dillere düşmüşlüğü âşikâr Freudçu ‘merkezsizleştirme’ nedir?

...

Alenka Zupancic’in kitabı, etik uygunluk ve İyi alanı arasındaki radikal bir ayrışımla aynı kapıya çıkan modern öznellik iddiasının umulmadık etik sonuçlarına odaklanmaktadır. Burada Lacan, o faydacı ve standart Hıristiyan etiğine karşı Kant’ın tarafına geçmektedir: Etiği, kimi haz ya da kazanç hesapları zeminine yerleştirmeye çalışmak (uzun vadede ahlâklı davranmak yarar getirir ve alışkanlıkların zorlamasıyla o faydacı irade [decision] ‘ikinci doğa’mıza dönüşür ve böy- lece artık geride duran haz hesaplarının farkında bile olmadan kendiliğinden ahlâklı davranabiliriz) ya da bu hesabı, Tanrı’nın Kendisiyle alışverişimizi kapsayacak şekilde genişletmeye çalışmak (bu dünyada ahlâklı davranmak bize cefâ çektiriyor olsa bile, ölümümüzden sonra bunun için uygun bir şekilde ödüllendirileceğimizi umarak ahlâklı olmak yarar getirir davranışı) yanlıştır. Freud için olduğu gibi Lacan’a göre de, insan öznesi sadece bildiğinden daha az ahlâklı değil, aynı zamanda olduğuna inandığından çok daha ahlâklıdır: Ahlâkî eylemleri, gelecekte alacağımız bir tür ödüle göz dikerek bazı faydacı hesaplar adına (yanlış biçimde) yaptığımızı düşünsek bile, aslında ödev uğruna tamamlarız.

...

Etik kavramı felsefe tarihi boyunca kendi mecrasındaki gelişimini sürdürmüş ama psikanalizin ellerinden “gerçekliğe dönmesi”ne neden olan bir çifte “darbe” almıştır: İlk darbe, Sigmund Freud adıyla, ikincisi Jacques Lacan’ın adıyla iliş- kilendirilir. Her iki durumda da tartışmanın odak noktasında aynı felsefecinin yer alması tesadüf değildir: O felsefeci Immanuel Kant’tır.

Felsefî etiğe indirilen ‘Freudcu darbe” şöyle özetlenebilir: Felsefenin ahlâk yasası - ve daha isabetli biçimde, Kant’ın koşulsuz buyruk - dediği şey, gerçekte süperegodan başka bir şey değildir.1 Bu hüküm, etiği ‘patolojik olan’ haricindeki temellere yerleştirme çabalarının tümünü sorgulayan ‘büyü bozucu bir etki’yi kışkırtır. Aynı zamanda da ‘etiği’, Freud’un das Unbehagen in der Kultur [Uygarlığın Huzursuzluğu] dediği şeyin merkezine yerleştirir: O, malûm uygarlığın tam kalbindeki huzursuzluk ya da rahatsızlıktır.2 Etik, süperego- nun kuruluşundan türediği sürece, kendi buyruklarını öznenin gerçekten otantik, kendiliğinden ve ‘saygın’ eğilimleri olarak kabul ettirmeye çalışan her tür ideoloji için uygun bir araçtan başka bir şey olmaz. Ahlâk yasasının süperegodan başka hiçbir şey olmadığını söyleyen bu tez, şüphesiz dikkatli bir incelemeyi gerektirmektedir, böyle bir incelemeyi 7. Bölüm’de yapacağım.

Psikanalizden etkilenen felsefî etiğin itibarına ikinci darbenin etkisi, Lacan’ın Ecrits’deki ünlü makalesinin başlığıyla anlaşılmış olur: ‘Sade ile Kant’. İşte bu ikinci darbe, Lacan nezdinde, etiğe ilişkin felsefî söylem bağlamında Kant’ın tüm filozofların ‘en hakikisi’ kabul edildiği olgusu dikkate alınınca daha tahripkâr bir hal alır. Dolayısıyla etiğe vurulan Lacancı darbe şöyle özetlenebilir: Felsefenin etik namına sunabileceği en iyi şey, - Sade’ın ünlü eserinin başlığını biraz değiştirip kullandığımız takdirde - ‘Yatak Odasında Pratik Felsefe’nin başka bir türüdür.

Category Featured Books

Devlet
Tarihsel Roman
Biricik Modernite
Antik Site
Şiddet Üzerine Düşünceler
Terörizm ve Komünizm
"