Kominist Anarşizmin ABC'si Zamanımız ve Gelecek

Kominist Anarşizmin ABC'si Zamanımız ve Gelecek

Yazar

Alexander Berkman

Alexander Berkman

(21 Kasım 1870, Vilnius/Litvanya - 28 Haziran 1936, Nice/Fransa); Rus İmparatorluğu’na bağlı olan Vilnius’ta (bugün Litvanya’nın başkenti) doğdu. Sankt-Peterburg’daki bir teknik okulda kısa süre eğitim gördü, ancak disiplin sorunları ve devrimci faaliyetlerinin yarattığı disiplin sorunları nedeniyle okulu tamamlayamadan ayrıldı.

Daha fazla bilgi

Orijinal Adı : Now and After: ABC of Communist Anarchism

ISBN : 978-605-4822-56-0

Boyut : 13x19,5 cm

Sayfa Sayısı : 312

Çeviren : Emre Öztürk

Yayıma Hazırlayan : M. Serdar Kayaoğlu

Liste Fiyatı : 450 TL

Stokta Var

İçindekiler

  • Önsöz
  • Giriş
  • I. KISIM: Devlet, Hukuk, Hayat ve Ücretli Kölelik
  • Hayattan Ne İstiyorsun?
  • Ücret Sistemi
  • Hukuk ve Devlet
  • Sistem Nasıl İşliyor?
  • İşsizlik
  • Savaş?
  • Kilise ve Okul
  • Adâlet
  • Kilise Sana Yardımcı Olabilir Mi?
  • Reformcu ve Politikacı
  • İşçi Sendikası
  • Güç Kimin Elinde?
  • II. KISIM: Sosyalizm, Bolşevikler, Devrim ve Diktatörlük
  • Sosyalizm
  • Şubat Devrimi
  • Şubat İle Ekim Arasında
  • Bolşevikler
  • Devrim ve Diktatörlük
  • İş Başındaki Diktatörlük
  • III. KISIM: Anarşizm Nedir?
  • Anarşizm Şiddet anlamına mı Gelir?
  • Anarşizm Nedir?
  • Anarşi Mümkün Müdür?
  • Komünist Anarşizm İşe Yarayacak mı?
  • Komünist Olmayan Anarşistler
  • IV. KISIM: Toplumsal Devrim
  • Neden Devrim?
  • Asıl Olan Fikirdir
  • Hazırlık
  • Toplumsal Devrim Sürecinde Emeğin Örgütlenmesi
  • İlkeler ve Pratik
  • Tüketim ve Değişim
  • Üretim
  • Devrimin Savunulması

Okuma Metni

(s. 7-10)

ÖNSÖZ

Anarşizmin, uyumun ve elbette özgürlüğün hüküm sürdüğü bir toplumsal hayatın en rasyonel ve en uygulanabilir kavrayışı olduğunu düşünüyorum. Tabiî anarşizmin, beşeriyetin gelişimi sürecindeki herhangi bir malûm ânda gerçekleşeceğine kesinlikle inanıyorum. Bu tasavvurun gerçekleşme vakti iki faktörle ilişkilidir: İlki, mevcut koşulların özellikle emekçi sınıflar açısından ruhsal ve fiziksel olarak katlanılamaz hale gelme sürecinin hızı; ikincisi ise, anarşist görüşlerin anlaşılma ve kabul edilme ölçüsüdür.

Toplumsal kurumlarımız yerleşik fikirler üzerine kuruludur; ve kurumlar, halk bu fikirleri genel olarak benimsemeye devam ettiği sürece ayakta kalmaya devam eder. Devlet gücünü, halkın siyasal otoritenin ve hukukî yükümlülüklerin bir zorunluluk olduğuna inandığı müddetçe muhafaza edebilir. Kapitalizm de varlığını, böyle bir ekonomik sistemin âdil ve uygun olduğu düşünüldüğü müddetçe sürdürebilecektir. Hâlihazırdaki zâlim ve baskıcı koşulları ayakta tutan fikirlerin zayıflaması, eninde sonunda devletin ve kapitalizmin çökeceği anlamına gelir. İlerleme, insanlığın artık işlevini yitirmiş olanı ilga edip ortadan kaldırması ve yerine daha uygun koşulların ikame edilerek yerleştirilmesiyle mümkün olabilir.

Sıradan bir gözlemci bile, toplumdaki temel düşüncelerde radikal bir dönüşüm yaşandığının apaçık farkındadır. Bu dönüşümün başlıca nedenleri 1. Dünya Savaşı ve Rus Devrimi'dir. Bu malûm savaş, kapitalist rekabetin ahlâksız doğasını ve devletlerin çevrelerine ölüm saçan o gazları, daha doğrusu egemen finans klikleri arasındaki anlaşmazlıkları çözemeyen ve bu nedenle de cinayetlere yol açan yetersizliğini açıkça göstermiştir. Günümüzdeki Büyük Güçler'in silâhların sınırlandırılmasını ve hatta savaşın yasaklanmasını tartışmak zorunda kalmasının sebebi, halkın eski yöntemlere inançlarını yitirmiş olmasıdır. Oysa çok değil, kısa bir süre öncesine kadar böyle bir ihtimali dile getirenler bile, küçümseniyor ve alay konusu oluyordu.

Aynı şekilde, başka yerleşik kurumlara olan inanç da sarsılmaktadır. Kapitalizm hâlâ “işliyor" olsa da; yararlılığı ve adâletine ilişkin kuşku, toplumun giderek daha geniş kesimlerinin içini kemirmektedir. Rus Devrimi, kapitalist toplumu, özellikle de ekonomik temellerini ve toplumsal varoluş araçlarıyla doğrudan ilişkili olan özel mülkiyetin kutsiyetini sarsan fikir ve duyguların da yayılmasına neden olmuştur. Çünkü Ekim Devrimi¹ yalnızca Rusya'da yaşanmadı: Kitleleri dünya ölçeğinde etkilemiştir. Süregelmekte olan bir mevcudiyetin ilânihaye varolacağına vurgu yapan o çok kıymet verilen malûm bâtıl inancı onarılamayacak biçimde sarsmıştır.

Savaş, Rus Devrimi ve savaş sonrası gelişmeler, aynı zamanda çok geniş halk kitlelerinin sosyalizm hakkındaki hayallerini de yıktı. Sosyalizm, tıpkı Hıristiyanlık gibi —ironik biçimde— dünyayı fethetmiş ama bunu kendini inkâr ederek başarmıştır. Bugün sosyalist partiler, Avrupa'nın büyük bölümünde hükümetleri yönetmekte ya da yönetimlere ortak olmaktadır; fakat halk artık onların diğer burjuva rejimlerinden farklı olmadıklarına inanmaktadır. Sosyalizmin başarısız olduğu ve iflas ettiği kanaati yaygındır.

Aynı şekilde Bolşeviklerin² hareket tarzı, Marksist dogmalar ve Leninist ilkelerin ancak bir diktatörlüğe ve gericiliğe öncülük edebileceğini göstermiştir. Anarşistler açısından bütün bu gelişmelerde şaşılacak bir şey yoktur. Onlar her zaman Devlet'in bireysel özgürlüğe ve toplumsal uyuma zarar verdiğini ve halkın siyasal, ekonomik ve ulusal sorunlarının ancak zorlayıcı otoritenin ve maddî eşitsizliğin ortadan kaldırılmasıyla çözülebileceğini savunmuşlardır. Ancak Anarşistlerin beşeriyetin binlerce yıllık deneyimine dayanan argümanları, son yirmi yılda yaşanmış olan olaylar Anarşistlerin konumlanışını fiilen doğrulayıncaya kadar, yeni nesil nezdinde sadece bir teoriden ibaretmiş gibi görünüyordu.

Sosyalizmin ve Bolşevizmin çözülüşü, anarşizmin önündeki engelleri kaldırmıştır. Anarşizmi konu edinen oldukça geniş bir literatür mevcuttur; ancak bu eserlerin büyük çoğunluğu Birinci Dünya Savaşı'ndan önce kaleme alınmıştır. Oysa yakın geçmişin deneyimleri son derece belirleyici olmuş ve anarşist duruş ile argümanlarda belli başlı bazı revizyonları zorunlu kılmıştır. Temel ilkeler aynı kalsa da tarihsel akışın ürettiği olgular tarafından dikte edilmiş olan bazı pratik yaklaşımlarda değişiklikler gerektiriyor. Özellikle Rus Devrimi'nin sunduğu dersler, toplumsal devrimin yapısına ve pratiğine dair yeni bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

Üstelik, anarşist kitaplar, birkaç istisna dışında ortalama okurun anlayabileceği kadar açık yazılmamıştır. Toplumsal sorunları konu alan metinlerin çoğunun yaygın kusuru, okuyucunun konuya zaten önemli ölçüde âșina olduğu varsayımıyla yazılmış olmalarıdır —ki durum, genellikle böyle değildir. Bu yüzden toplumsal sorunları yeterince yalın ve anlaşılır biçimde ele alan kitap sayısı son derece azdır. İşte bu nedenle, bugün anarşist görüşün yeniden ve herkesin anlayabileceği en sâde ve açık biçimde ortaya konulmasına ciddî biçimde ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yani: Bir Anarşizm ABC'sine. İşte aşağıdaki sayfalar bu amaçla kaleme alınmıştır.

Paris, 1928.

...

¹ Ekim Devrimi (1917), Çarlığın alaşağı edildiği, Sovyetler Birliği'nin kurulmasıyla sonuçlanan dünyanın ilk proleter devrimi. Bolşeviklerin önderlik ettiği ve iktidarı kontrol ettiği devrim, sosyalist-komünist hareketleri etkileyen bir dönüm noktası olmuştur. —ç.n.

² Bolşevikler, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin 1903'teki bölünmesiyle ortaya çıkan, Vladimir İlyiç Ulyanov (Lenin) önderliğindeki devrimci komünistlerdir. "Çoğunluk" anlamına gelen Bolşevik terimi, partinin Menşevik (azınlık) kanadıyla ayrışmasından doğmuştur. Lenin, 1917 Ekim Devrimi'nde iktidarı ele geçiren Bolşevik hareketin teorik-politik önderidir. —ç.n.


(s. 11-13)

GİRİŞ

Size anarşizmden söz etmek istiyorum. Size anarşizmin ne olduğunu anlatmak istiyorum; çünkü bunu bilmenizin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, anarşizm konusunda çok az şey biliniyor, bilinenler de çoğunlukla kulaktan dolma ve önemli ölçüde yanlış. Size anarşizmi anlatmak istiyorum; çünkü anarşizmin insanın şimdiye dek düşündüğü en yüce ve en büyük fikir olduğuna inanıyorum. Çünkü sadece anarşizm özgürlüğe ve refaha ulaşacağınız yolu gösterebilir; dünyaya barış ve sevinç getirebilir.

Size anarşizmi, hiçbir yanlış anlamaya yer bırakmayacak kadar açık ve sâde bir dille anlatmak istiyorum. Süslenmiş kelimeler ve tumturaklı sözler sadece kafa karıştırır. Doğru düşünmek, açık konuşmak demektir. Ancak size anarşizmin ne olduğunu anlatmadan önce ne olmadığını anlatmak istiyorum. Çünkü hakkında o kadar çok yalan söylendi ki... Akıllı insanlar bile çoğu zaman tamamen yanlış fikirlere kapılıyor.

Bazı kişiler anarşizm hakkında konuşuyor ama konu hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Bazıları ise bilerek yalan söylüyor çünkü senin gerçeği öğrenmeni istemiyorlar. Anarşizmin pek çok düşmanı vardır; ve düşmanlar sana gerçekleri anlatmaz. Düşmanların kimler olduğunu ve neden anarşizme düşman olduklarını, bu kitabın ilerleyen bölümlerinde kendin göreceksin. Ama şimdilik şunu söyleyebilirim: Ne politik liderin ne işverenin ne kapitalist sınıf ne de polis, bunların hiçbiri anarşizm hakkında dürüstçe konuşmaz. Çoğu zaten hiçbir şey bilmez; ama hepsi anarşizmden nefret eder. Onların gazeteleri ve yayınları —yani kapitalist basın— da anarşizme karşıdır.

Çoğu sosyalist ve Bolşevik bile anarşizmi çarpıtarak anlatır. Evet, onların çoğu bunu câhillikten yapar. Ama daha fazlasını bilenler de çoğu zaman yalan söyler; Anarşizmden "kaos ve düzensizlik" diye söz ederler. Aslında ne kadar ikiyüzlü olduklarını kendin görebilirsin: Sosyalizmin en büyük öğretmenleri —Karl Marx ile Friedrich Engels— anarşizmin sosyalizmden kaynaklanacağını öğretmişlerdi. Önce sosyalizm olacak, ama ardından anarşizm gelecek dediler. Ve anarşizmin, sosyalizmden bile daha özgür ve daha güzel toplumsal koşullar olacağını belirttiler. Ama şimdi Marx ve Engels'in adını ağızlarından düşürmeyen sosyalistler, anarşizmi hâlâ “kaos ve düzensizlik" olarak tanımlamakta ısrar ediyorlar. Bu da onların ne kadar câhil ya da ne kadar samimiyetsiz olduklarını gösteriyor. Bolşevikler de aynısını yapıyor. Oysa onların en büyük öğretmeni Lenin bile, anarşizmin Bolşevizmden sonra geleceğini ve onun daha özgür ve daha iyi bir hayat biçimi olacağını söylemişti.

Bu yüzden size her şeyden önce Anarşizmin ne olmadığını anlatmalıyım. Anarşizm ne bombadır ne kargaşa ne de kaostur. Ne soygundur ne de cinayet. Herkesin herkese karşı savaştığı bir durum da değildir. İnsanlığın barbarlığa veya ilkel doğa hâline dönüşü de değildir. Anarşizm bütün bunların tam tersidir.

Anarşizm, özgür olman anlamına gelir; kimsenin seni köleleştirmemesi, yönetmemesi, soyup sömürmemesi, sana dayatmalarda bulunmaması anlamına gelir. Anarşizm, istediğin şeyleri özgürce yapabilmen ve istemediğin şeyleri yapmaya zorlanmaman anlamına gelir. Ne tür bir hayat sürmek istediğini seçme hakkına sahip olman ve bu hayatı kimsenin müdahalesi olmadan yaşayabilmen anlamına gelir. Aynı özgürlüğün, yanı başındaki kişi için de geçerli olması gerektiği anlamına gelir; herkesin eşit haklarla donanmış olması ve özgürlüklerden herkesin eşitçe yararlanması gerektiği anlamına gelir. Bütün insanların kardeş olduğunu ve kardeşler gibi, barış içinde ve uyumla yaşaması gerektiğini savunur. Yani, savaş olmamalı, bir insan grubu diğer bir gruba karşı şiddet uygulamamalı, tekel ve yoksulluk, baskı, sömürü, insanın insanı kullanması ortadan kalkmalı. Kısacası, anarşizm kadın ve erkek herkesin özgür olduğu ve herkesin düzenli ve akla uygun bir hayatın nimetlerinden eşit biçimde yararlandığı bir toplum düzenini ifade eder.

"Bu mümkün mü?" diye soruyorsun. "Peki ama nasıl?" "Ancak hepimiz birer meleğe dönüşürsek" diyor arkadaşın. Pekâlâ, o zaman gel, bunu birlikte konuşalım. Belki sana, melekler gibi kanatlarımız olmadan da insan gibi yaşayabileceğimizi gösterebilirim.

Kategori Öne Çıkanlar

Pratik ve Çelişki Üzerine Mao Zedung
Nietzsche
Devlet
Avrupa Edebiyatı ve Varoluşçuluk
Devlet, İktidar, Sosyalizm
Kaybedilmiş Dâvaların Savunusu Adına
"